TELEFON
0 232 404 69 35
E-MAIL
randevu@cemterzi.com.tr

Çalışma Alanları

Kolorektal Cerrahi

Kolorektal cerrahi ve proktoloji; kalın bağırsak (kolon), rektum (kalın bağırsağın makat yakın son bölümü) ve makat bölgesi hastalıkları ile ilgilenen Tıp dalına verilen addır.

Günümüzde proktoloji terimi ile; makat hastalıkları ile ilgilenen bölüme, proktoloji uzmanı ise makat hastalıkları üzerine uzmanlaşan Genel Cerrahlar ifade edilmektedir.

Kolorektal Cerrahi ve proktoloji alanında çalışan cerrahlara ise Kolorektal Cerrah veya proktolog adı verilir.

Kolon Kanseri

Sindirim kanalı ağızdan başlar ve sırası ile yemek borusu (özofagus), mide, duodenum (oniki parmak bağırsağı), ince bağırsak ve kalın bağırsak ile devam eder.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) çeşitli bölümlerden oluşur;

  • İnce bağırsak ile birleştiği bölgeye çekum denir.
  • Çekumdan sonra kalın bağırsak yukarı doğru çıkar. Bu bölüme çıkan kolon denir.
  • Daha sonra karın içinde sağdan sola doğru uzanır. Bu bölüme transvers (enine) kolon denir.
  • Karın sol tarafına ulaşınca aşağıya doğru yön değiştirir, bu bölüme inen kolon denir.
  • İnen kolonun devamı “S” harfi şeklindedir ve Sigmoid kolon adını alır.
  • Makattan önceki bölüme ise rektum denir.

Rektum Kanseri

Rektum Kanseri hakkında bilgi vermeye başlamadan önce kısaca kalın bağırsağın bölümlerini inceleyelim. 

Sindirim kanalı ağızdan başlar ve sırası ile yemek borusu (özofagus), mide, duodenum (oniki parmak bağırsağı), ince bağırsak ve kalın bağırsak ile devam eder.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) çeşitli bölümlerden oluşur;

  • İnce bağırsak ile birleştiği bölgeye çekum denir.
  • Çekumdan sonra kalın bağırsak yukarı doğru çıkar. Bu bölüme çıkan kolon denir.
  • Daha sonra karın içinde sağdan sola doğru uzanır. Bu bölüme transvers (enine) kolon denir.
  • Karın sol tarafına ulaşınca aşağıya doğru yön değiştirir, bu bölüme inen kolon denir.
  • İnen kolonun devamı “S” harfi şeklindedir ve Sigmoid kolon adını alır.
  • Makattan önceki bölüme ise rektum denir.
  • Rektum kendi içinde 3 bölgeden oluşur. Makata yakın son 6 cm’lik kısma (0-6 cm) aşağı rektum denir. Bunun üstündeki 6 cm’lik bölüme orta rektum (7-12 cm) ve sigmoid kolona en yakın yere üst rektum (12 cm yukarısı) denir.

Peritoneal Karsinomatozis

İleri evre kalın bağırsak kanseri (kolon ve rektum kanseri) olan hastalarda kanser hücrelerinin karın boşluğunu ve karın boşluğunda bulunan organların üzerini kaplayan karın zarına (periton’a) yayılmasına peritoneal karsinomatozis (PK) denir.

Genelde kanser ileri evrede yani bağırsak duvarını tam kat tutarak dış yüzeyine ulaşınca, kanser hücreleri karın zarına yayılabilir.

Sıklıkla yer çekimi ve diyaframların etkisi ile karın alt bölgelerinde veya diyaframları kaplayan karın zarında tutulum olur. Karın zarında kanserli hücrelerin tutulum yerlerine göre hastalık tutulum oranı (peritoneal kanser indeksi) belirlenebilir.

Bu yayılım derecesine göre tedavi planı yapılır.

Anal Fissür

Anal fissür, makat (anüs) kenarındaki deride olan çatlağa (yırtığa) verilen isimdir.

  • Makat (anüs) bölgesini örten deride kaşıntı, kanama, yanma ve ağrıya neden olur.
  • Hastaların çoğunda kabızlık yakınması vardır.
  • Anal fissürlerin önemli bir kısmı ameliyat gerekmeden ilaçla tedavi edilebilir.
  • İlaç tedavisi başarısız olursa hastalar ameliyat edilir.

İntraperitoneal Kemoterapi (HİPEK)

Hastada peritoneal karsinomatozis saptandığı zaman önce hastalık vücutta başka yerleri etkilemiş mi bunu değerlendirmek gerekir.

Eğer vücutta başka bir uzak organda yayılım yoksa önce ameliyat ile kalın bağırsak kanserinin olduğu bölge ile birlikte karın zarında yayılım olan yerleri çıkartmak gerekir. Amaç vücuttan kanseri tamamen temizlemek yani geride kanserli bir doku bırakmamaktır. Bu işleme sitoredüksiyon denir. Tedavideki başarıyı arttırmak için buna ek olarak ameliyat sırasında ısıtılmış kemoterapide uygulanmalıdır.

Ameliyat ile kanserin yerleştiği bağırsak ve yayılım yaptığı karın zarı bölgelerinin çıkarılmasının ardından yaklaşık 43 derece sıcaklıktaki sıvının karın boşluğuna kemoterapik ilaçla birlikte verilmesine hipertermik intraperitoneal kemoterapi (hipek – hipec) denir. Bu tedavi yöntemi ile karın zarına yayılım gösteren kalın bağırsak kanserini tedavi etmek mümkün olabilir.

Mezotelyoma

Mezotelyoma , akciğer, kalp ve karın organlarını çevreleyen zarlardan köken alan kötü huylu tümördür. Çoğu kez asbest sonucu ortaya çıkan bu tümör, en fazla akciğeri çevreleyen zar olan plevrada görülür. Tümör tedavi edilmediği takdirde birkaç ay içerisinde ölüme sebebiyet verebilir.

Mezotelyoma için bilinen en önemli risk faktörü asbesttir. Solunan asbest, lifsel yapısı nedeniyle akciğer zarına yapışarak mezotelyomaya neden olmaktadır.

Hastalarda akciğer zarında sıvı birikimine bağlı olarak sırt, göğüs ve yan ağrısı görülür. Ağrı başlangıçta nefes almakla batıcı karakterdedir sonra giderek şiddetini arttırır ve süreklilik gösterir. Hastada nefes darlığı ortaya çıkabilir. Bunun dışında öksürük görülür.

Hastada yapılan fizik muayenede hasta tarafta solunum seslerinin azaldığı ve göğsün hasta tarafının hafif küçülmüş, omuzun daha düşük pozisyonda olduğu tespit edilir. Akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografide plevra boşluğunda sıvı toplanması, akciğer zarının kalınlaşmış olduğu görülür.

Daha sonra hastadan bir enjektör yardımı ile bir miktar sıvı alınarak incelenir. Sıvıda tümör hücrelerinin görülebilirse de kesin tanı için biyopsi yapılması gerekir.

Biyopsi; kapalı plevra biyopsisi, açık plevra biyopsisi olarak ya da torakoskopik yöntemlerle yapılabilir. Hastalığın tanısını koymada en başarılı yöntem plevranın torakoskopik incelenmesi ve geniş biyopsi alınmasıdır.

Anal Apse

Anal apse makat (anüs) çevresinde oluşan apselerdir. Bu apselere perianal apse veya makat apsesi de denir.

  • Makat (anal kanal) çevresinde şişlik, ağrı, yanma, üşüme, titreme ve ateş şikayeti olan hastalarda makat çevresi apsesi – anal apse veya fistül akla gelmelidir.
  • Makat apselerine zamanında ve yeterli tedavi uygulanmaz ise apseler ciddi sorunlara neden olabilir.
  • Makatta apse şikayeti olan hastalarda apse tedavisi sonrası hastaların yaklaşık %40 kadarında daha sonra makat fistülü (anal fistül) gelişmektedir.

Crohn Hastalığı

İltihabi bağırsak hastalığı, sindirim kanalında görülen, sıklıkla uzun süreli devam eden (kronik seyirli) bir hastalıktır.

  • Bu hastalığın seyri sırasında sindirim kanalının iç yüzeyini örten tabakada hastalığın şiddetine bağlı olarak bazı değişiklikler oluşur. Bu değişikliklerin nedeni iltihabi reaksiyondur (inflamasyondur). Bu iltihabi reaksiyon sıklıkla bağırsak iç yüzeyinde meydana gelir ve bağırsak iç yüzeyini örten tabakada (mukoza) ülser, şişme, yaralanma, kanama ve tahriş ile seyreder.

    Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak, iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak Ülseratif Kolit veya Crohn Hastalığına benzemeyen, arada kalan, tam belirlenemeyen bir tipi daha vardır.

Divertiküler Hastalık

Bağırsak (barsak) duvarının dışarıya doğru kesecik halinde çıkmasına Divertikül denir. Bağırsak kanalında çok sayıda divertikül olmasına da Divertikülozis denir.

Divertiküller yemek borusundan başlayarak mide-bağırsak kanalının herhangi bir yerinde olabilir. Divertiküller gerçek ve yalancı olmak üzere iki çeşittir.

Gerçek divertiküllerde, bağırsak duvarının dışarıya doğru keseciklenen yerinde bağırsağın her üç tabakası da bulunur. Yani bağırsağın içini örten mukoza, ortadaki kas tabakası ve dış zar gerçek divertiküllerde mevcuttur.

Yalancı divertiküllerde dışarıya doğru keseciklenen sadece mukozadır. Bu nedenle yalancı divertikül duvarı incedir. Kalın bağırsakta görülen divertiküllerin büyük bir kısmı yalancı divertiküllerdir.

Divertikülit

Divertikül hastalığı , bağırsak duvarında divertikül denilen çıkıntı yapmış küçük keselerin ya da torbacıkların varlığı ve bundan dolayı ortaya çıkan semptomlar veya komplikasyonlar olarak tanımlanabilir.

  • Divertiküloz terimi bağırsakta divertiküllerin varlığını ifade ederken; divertikülit ise divertiküllerin birinin ya da fazlasının yaygınlaşmasıyla oluşan bir komplikasyon olarak tanımlanabilir.

Hemoroid

Makat (anüs) bölgesinde bulunan kan damarlarının genişlemesi, şişmesi ve ele gelmesi durumu toplumda sıklıkla hemoroid (basur – mayasıl) hastalığı olarak bilinmektedir.

  • Normalde doğan her canlıda kalın bağırsağın dışarı açılan en son kısmında damar ağları mevcuttur. Makat bölgesinde (anüs) ve kalın bağırsağın en son bölümünde bulunan ve hemoroidal damarlar denilen bu damar ağlarının vücudumuzda çok önemli görevleri vardır.

Anal Fissür

Anal fissür, makat (anüs) kenarındaki deride olan çatlağa (yırtığa) verilen isimdir. Makat (anüs) bölgesini örten deride kaşıntı, kanama, yanma ve ağrıya neden olur.

  • Hastaların çoğunda kabızlık yakınması vardır.
  • Anal fissürlerin önemli bir kısmı ameliyat gerekmeden ilaçla tedavi edilebilir.
  • İlaç tedavisi başarısız olursa hastalar ameliyat edilir.

Pilonidal Hastalık (Kıl Dönmesi)

Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs), kuyruk sokumu bölgesinde cildin altında bir kavite (boşluk, kist, kıl kisti, pilonidal kist) gelişimidir. Oluşan bu boşlukta, kist içinde sıklıkla kıl bulunur.

  • Bu boşluğun iltihabı sonucu kuyruk sokumu bölgesinde cildin altında kronik infeksiyon meydana gelir. Vücudun birçok bölgesinde kıl dönmesi hastalığı gelişebilir. En sık görüldüğü bölge ise kuyruk sokumu bölgesidir.
    Kıl dönmesi hastalığı kuyruk sokumu bölgesinde görülür
    • Pilonidal’in literatürdeki anlamı “kıl yuvasıdır”.
    • Sinüs’ün literatürdeki anlamı “anatomik boşluk, çukurluk” tur.

Proktoloji

Kolorektal cerrahi ve proktoloji;kalın bağırsak, rektum ve makat bölgesi hastalıkları ile ilgilenen Tıp dalına verilen addır.

  • Rektum ve anüs hastalıklarının yol açtığı ağrı, kaşıntı, kanama ve enfeksiyon gibi şikayet ve istenmeyen durumlar yaşam kalitesinin düşmesine neden olur.
  • Kişilerin bu bölgeye ait hastalıklarla doktora başvurmaktan çekinmesi, tanı ve tedavide yaşanan gecikme nedeniyle hastalıkların daha da ilerlemesine ve yaşam kalitesinin daha da düşmesine yol açar. Proktolojik muayene ve tetkikler, bu bölgeye ait hastalıkların ağrısız, anestezisiz ve ameliyatsız olarak hastaneye yatmadan tedavi edilmesine hizmet eder. Proktolojik değerlendirmeler bağırsak kanserinin erken tanı ve tedavisini de sağlayarak önemli faydalar sağlar.

Ülseratif Kolit

İltihabi bağırsak hastalığı (ibh), sindirim kanalında görülen, sıklıkla uzun süreli devam eden (kronik seyirli) bir hastalıktır. Bu hastalığın seyri sırasında sindirim kanalının iç yüzeyini örten tabakada hastalığın şiddetine bağlı olarak bazı değişiklikler oluşur.

  • Bu değişikliklerin nedeni iltihabi reaksiyondur (inflamasyondur). Bu iltihabi reaksiyon sıklıkla bağırsak iç yüzeyinde meydana gelir ve bağırsak iç yüzeyini örten tabakada (mukoza) ülser, şişme, yaralanma, kanama ve tahriş ile seyreder.

    Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak, iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak Ülseratif Kolit veya Crohn Hastalığına benzemeyen, arada kalan, tam belirlenemeyen bir tipi daha vardır.

Enflamatuvar Barsak Hastalıkları

Crohn hastalığı ve ülseratif kolit – Kronik inflamatuvar bağırsak hastalıklarının en bilinen ve en sık görülen bu iki türü her şeyden önce inflamasyonun yerine göre ayrılır. Ülseratif kolitte (ÜK) tutulum kalın bağırsakla kısıtlıyken, Crohn hastalığında tüm mide bağırsak sisteminde tutulum görülebilir.

  • Hastalıkların her ikisi de ataklarla seyreder, tam iyileşme mümkün olmamakla birlikte hastalıklar tedavi edilebilmektedir. Akut aşamada, inflamasyon atakları görüldüğünde genellikle modern tıp tedavilerinin uygulanması esastır.
  • Şifalı bitkiler ve doğal tedavi yöntemleri ile gerçekleştirilen eş zamanlı bir terapinin hem akut aşamada hem de şikayetlerin görülmediği dönemde birçok hastada faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Tüm tedavi yaklaşımları için en iyi zemin, bağırsak enfeksiyonlarından (İBH hastaları bunlara karşı daha hassastır) korunmak ve yeni hastalık ataklarını en aza indirgemek için sağlıklı, güçlü ve protektif bir bağırsak florasıdır.

Pseudomyxoma Peritonei

Apendiks tümörleri gastrointestinal sistemin nadir tümörlerindendir. Tanı, çoğunlukla apendektomi spesmeninin patolojik incelenmesi sonrası konulur.

  • Histopatolojik olarak en sık karsinoid tümörler, ikinci sıklıkta ise adenokarsinomlar görülür. Pseudomyxoma peritonei (PMP), adenokarsinomun alt tipi olan müsinöz adenokanserlerden gelişen intraabdominal kavitenin müsinöz yapı tutulumu ile karakterize klinik bir tablodur. Sitoredüktif cerrahi ve hipertermik intraperitoneal kemoterapi (HİPEK) son zamanlarda PMP tedavisinde sağ kalımı artırdığı gösterilmiş ve standart yöntem haline gelmiştir.

Sitoredüktif Cerrahi

Sitoredüktif cerrahi ve intraoperatifhipertermik kemoterapi ile amaçlanan makroskopik tümör yükünü tamamen ortadan kaldırmak, rezidüel veya mikrometastatik tümör hücrelerini sıcak kemoterapi ve karın içi yıkama ile ortadan kaldırmaktır. Seçilmiş hastalarda sağkalım açısından oldukça başarılı bir tedavi yaklaşımıdır.

  • Peritoneal karsinomatoz pekçok hastalığın son evresinde ortaya çıkan kötü prognoz ve kısa yaşam beklentisiyle birliktelik gösteren bir malignitedir. Peritoneal karsinomatoz en sık mezotelyal, gastrointestinal ve jinekolojik malignitelere sekonder olarak ortaya çıkmaktadır.

    Peritoneal karsinomatoz uzun yıllar sadece sistemik kemoterapi ve palyatif destek ile tedavi edilmeye çalışılmıştır. Son 20 yılda gelişen lokorejyonel terapotik yaklaşımlar; sitoredüktif cerrahi ve intraoperatif hipertermik kemoterapi ile peritoneal karsinomatoz tedavisinde büyük ilerleme kaydedilmiştir.

Prof. Dr. M. Cem Terzi'ye soru sormak için: